Page 10 - Güzel Vatan Gazetesi Sayı:101
P. 10

10                                                    Devlet-i Aliyye-i Osmaniye






                                                                                                           OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN 3. PADİŞAHI
                                                                                                            I. MurAD















                                                                                                                                                                     Sofya fethedildi. 1383’de Can-
                                                                                                                                                                     daroğulları Osmanlılara tâbi
                                                                                                                                                                     oldu. 1385’de Arnavutluk’un
                                                                                                                                                                     kuzeyi tamamen alındı, 1386’da
                                                                                                                                                                     Karamanlılarla harp yapıldı,
                                                                                                                                                                     1388’de Silistre, Ziştovi, Niğ-
                                                                                                                                                                     bolu, Plevne, Lofça, Deliorman
                                                                                                                                                                     ve Dobruca Türk hâkimiyeti
                                                                                                                                                                     altına alındı. 1389’da Haçlılar
                                                                                                                                                                     bir defa daha perişan edildiler
                                                                                                                                                                     ve İslâm ordusunun yiğitlikleri
                                                                                                                                                                     sonunda Kosova Meydan Mu-
                                                                                                                                                                     harebesi kazanıldı. Ne yazık ki
                                                                                                                                                                     bu şanlı zafer çok büyük bir acı
                                                                                                                                                                     ile neticelendi. Bütün gazileri
                                                                                                                                                                     derin bir matem içinde bırak-
                                                                                                                                                                     tı. Şöyle ki; bu zafer sonunda
                                                                                                                                                                     yaralıların büyük bir kısmı
                                                                                                                                                                     düşman askerleri idi. Yerdekiler
                                                                                                                                                                     arasında tek tük Türk şehidi de
                                                                                                                                                                     vardı. Sultan Murad her şehidin
                                                                                                                                                                     önüne geldiği vakit büyük bir
                                                                                                                                                                     üzüntü ile “İnna lillâhi ve inna
                                                                                                                                                                     ileyhi râciün” diyor ve şehidin
                                                                                                                                                                     derhal kaldırılarak defnedil-
                                                                                                                                                                     mesini emrediyordu. Yaralı bir
                                                                                                                                               Sultan Murad uzun     Türk’ün yanına geldiği zaman,
                                                                                                                                               boylu, değirmi yüzlü,   onu okşuyor, yarasının acıyıp
                                                                                                                                        eiri burunlu idi. Kalın      acımadığını ve bir arzusu olup
                                                                                                                                        ve adaleli bir vücuda sahipti.   olmadığını soruyordu. Böylece
                                                                                                                                        Başına mevlevi sikkesi üzerine   dolaşırken biraz uzakta ölüler
                                                                                                                                        yuvarlak testar sarılı bir başlık   arasında bir kımıldama oldu.
                                                                                                                                        giyerdi. Çok sade giyinir ve   Sultan Murad o tarafa döndü.
                                                      GİRNE EVLERİ                                                                      kırmızı zeminli beyaz elbiseden   Ölüler arasından, dev gibi uzun
                                                                                                                                        hoşlanırdı. Gayet nazik, sevimli,
                                                                                                                                                                     boylu bir Sırplının kalktığı
                                                                                                                                        çok halim ve selimdi. Âlim ve
                                                                                                                                        sanatkârlara hürmet gösterir, fa-  görüldü. Miloş ismindeki bu
                                                                                                                                                                     Sırplı (Kral Lazar’ın damadı)
                                                                                                                                        kirlere ve kimsesizlere büyük bir   yerden kalkarak Padişaha doğ-
                                                                                                                                        şefkatle muamele ederdi. Halk   ru gelmeye başladı. Padişahın
                                                                                                                                        tarafından “Gazi Hünkâr” diye   muhafızları ise, Sırplıyı derhal
                                                                                                                                        anılır ve bir baba olarak sevilirdi.  yakaladılar. Fakat Sırplı, padi-
                                                                                                                                          Terbiyesi ile annesi Nilüfer   şahı mutlaka görmek istiyordu
                                                                                                                                        Hatun meşgul oldu: Gençliğini   ve : “Beni bırakınız, korkmanı-
                                                                                                                                        Bursa’da medreselerde, ilim ve   za lüzum yok. Ben Padişahın
                                                                                                                                        sanat adamları ile geçirdi. Bütün   elini öpmeye ve hem de Müslü-
                                                                                                                                        hayatı sınır boylarında ve harp   man olmaya geldim. Ayrıca size
                                                                                                                                        meydanlarında geçmiştir. Hiç   bir de müjdem var. Kral Lazar
                                                                                                                                        durmadan Rumeli’den Anado-   yakalandı, bakınız getiriyorlar”
                                                                                                                                        lu’ya, Anadolu’dan Rumeli’ye   dedi. Padişah onun sözlerini
                                                                                                                                        seferler yapmıştır. Bu kadar   işitmişti. İşaret ederek bırak-
                                                                                                                                        harp meşguliyetleri arasında,   malarını söyledi. Muhafızlar da
                                                                                                                                        büyük ve kıymetli binalar, sanat   Kralın tutulduğu tarafa bakar-
                                                                                                                                        eserleri meydana getirmeye   larken, yaralı taklidi yapan hain
                                                                                                                                        de vakit bulmuştur. Bursa’da   Sırplı, Padişaha yaklaştı, elini
                                                                                                                                        camiler, medreseler ve imaret-  öpecekmiş gibi eğildi, bir anda
                                                                                                                                        haneler yaptırmıştır. Edirne’yi   ve yıldırım sürati ile koltuğu-
                                                                                                                                        ilk defa O, hükümet merkezi   nun altında sakladığı hançerini
                                                                                                                                        yapmıştır. İlk Edirne sarayı da   çekerek, Gazi Hünkâr’ın mü-
                                                                                                                                        kendisi bina ettirmiştir.    barek göğüs ve karnına sapladı.
                                                                                                                                          Orhan Gazi’nin vefatında   Muhafızlar neye uğradıklarını
                                                                                                                                        95.000 km² olan toprakların   anlayamadılar. Katil kaçmaya
                                                                                                                                        genişliğini 500.000 km² çıkardı.  başladı. Sonra muhafızlar kâfiri
                                                                                                                                          Zamanında alınan yer-      yakalayarak parça parça ettiler.
                                                                                                                                        ler:1362’de Edirne, 1363’de     Sultan Murad’ın hançerle
                                                                                                                                        eski Zağra ve Filibe fethedildi.   parçalanan bağırsakları, şehit
                                                                                                                                        1364’de Sırpsındığı zaferi kaza-  olduğu yere bir türbe yapılarak
                                                                                                                                        nıldı ve Haçlılar perişan edildi.   gömüldü. ,Cesedi ise Bursa’ya
                                                                                                                                        1365’de Kara Biga Osmanlı    nakledilerek Çekirge’deki tür-
                                                                                                                                        topraklarına katıldı. 1369’da   besine defnedildi.
                                                                                                                                        Hayrabolu, Kırklareli, Pınar-   Silsile-i Sadât-ı Nakşiben-
                                                                                                                                        hisar ve Vize alındı.1370’de   diyye’den Hâce Seyyid Emir
                                                                                                                                        Bulgar Krallığı Osmanlılara   Kilâl (k.s.) Hazretleri, Muğ-
                                                                                                                                        tâbi oldu. Bir müddet sonra   nullebib isimli eserin sahibi ve
                                                                                                                                        da Çamurlu savaşı kazanıldı.   topun mucidi olarak bilinen
                                                                                                                                        1371’de Çirmen zaferi elde   Cemaleddin Abdullah Efendi,
                                                                                                                                        edildi, Haçlılar bir defa daha   Buhari’nin şârihi Semseddin
                                                                                                                                        yenildiler. 1372’de Çatalca   Kirmani, Birinci Murad zama-
                                                                                                                                        Bizans’tan alındı. 1374’de   nında vefat etmişlerdir.
                                                                                                                                        Sırbistan Osmanlılara tâbi oldu.   İlk kazasker tayinleri, tımar
                                                                                                                                        1375’de Niş fethedildi. 1378’de   kanunu ve minarelerden salatu
                                                                                                                                        Kütahya Vilâyeti Osmanlı     selâm okuma adetleri bu devir-
                                                                                                                                        topraklarına katıldı.1382’de   de başlamıştır.







                                                                                                                                                                  HÜkÜM SÜRESİ: 1359
                                                                                                                                                                                                 1389 (30 Yıl)
                                                                                                                                                                  BABASI: Orhan Gazi
                                                                                                                                                                  ANNESİ: Nilüfer Hatun
                                                                                                                                                                  DOĞUM: 1326
                                                                                                                                                                  ÖLÜM: 1389




                                                                                                                                            HÜnkâr'ın Son SöZlEri

                                                                                                                                             "islâm'ın muzafferiyeti, benim şehit olmama bağlı ise,
                                                                                                                                             şehadet şerbetini nasip buyurmasını cenab-ı hak'tan
                                                                                                                                 mş 12254   dua ve niyaz etmiştim. duam kabul buyuruldu. hazreti
                                                                                                                                            allah'a hamd ve sena olsun ki, islâm askerinin zaferini
                                                                                                                                              gördükten sonra hayatım sona ermektedir. oğlum
                                                                                                                                             bayazid'e biat ediniz. Sakın esirleri incitmeyiniz. mal
                                                                                                                                              ve canlarına tecavüz etmeyiniz. ben artık sizleri ve
                                                                                                                                            muzaffer ordumuzu cenab-ı hakk'a emanet ediyorum.
                                                 YA-HO PROPERTIES LTD.                                                                         mevla devletimizi bütün fenalıklardan korusun!"
                                   Hikmet Ağa Sokak Genç Apt. kıbrıs Tel: 815 83 26-27 Fax: 815 59 68
   5   6   7   8   9   10   11   12